Yönlendirici Olmayan Oyun Terapisti Ne Yapar?

“Yönlendirici Olmama” ifadesi birçok kişi hatta terapist tarafından uygulayıcının pasif kaldığı bir teknik olarak yorumlanabilir elbette. Oysa ki bu teknik, temelinde kişinin kendi yaşadığı dünyayı en iyi bilen ve çözümün gizil güçlerini içinde taşıyan değerli bir varlık olduğu savıyla yola çıkar. Amaçları arasında çocuğun dünyasını tanımak ve iyileştirici güçleriyle onu buluşturarak geliştirmek bulunur. Bu yönüyle oyun terapisinin uygulanabilirliği ve etkinliği arttırılır.

1960’lı yıllardan bu yana oyun terapisiyle ilgilenenlerin yoğun bir ilgi duyduğu teknik yeni deneyimlerle yoluna zenginleşerek devam etmiş ve sayısız vakada hedeflenen amaçlara ulaşarak kendini ispatlamıştır.  

            Peki terapist bunu neler yaparak sağlar?

  • Öncelikle iyi bir oyun ortamı sağlayarak ve ilgisini çocuğa yönelterek iyi bir ilişki geliştirmeye çalışır. İyi bir ilişki oyun terapisi yolculuğunda karşılaşılması kesin olan güçlü duyguların ve zorlu durumların göğüslenmesinde her iki taraf için de gerekli bir edinimdir.
  • Ardından terapi alan çocuğu koşulsuz olarak kabul eder. Günlük hayatta hepimiz kaçınılmaz olarak çeşitli kural ve beklentilerle karşılaşırız. Çocuklar için de durum böyledir. Hatta daha dünyamızın kurallarına yabancı ve dürtülerini yönetmekte acemi oldukları için daha da güçtür. Böylece zihni kalabalık bir sorun kümesiyle doludur.  Kendisini özgürce ifade edip ortaya koymak en azından terapinin başlangıcında oldukça zordur. Terapiye alınan çocuğun koşulsuz kabulü bu nedenle terapistin yapması gerekenlerin başında gelir.
  • Oyun terapisi süreci boyunca terapistin güven ve hoşgörüyü çocuğa hissettirebilmesi de önemlidir. Ancak böylelikle oyun alanı ifade özgürlüğü için uygun bir zemine kavuşur.
  • Yönlendirici Olmayan Oyun Terapisinde, çocuğun özgürce kurduğu, kendini ifade etmeyi başardığı dönemde, terapist ruhsal yapıya ait birçok özelliği fark edebilmeye başlar. Oyun ortamında gelişen duyguları yakalayabilmek önemlidir.  Bunu kadar önemli bir diğer beceri ise çocuğun durumuna, ihtiyaçlarına ve terapinin akışına göre fark ettiklerini uygun düzey ve düzlemde ona yansıtabilmek, söze dökebilmektir.  Çocuğun spontane eylem dışında farkındalığının artması ancak bu yolla mümkündür. Terapistin, oyun içeriğini farkına varmadan atlaması da çocuğun özümseyemeyeceği kadar çok sözelleştirmesi de terapiyi hedefinden uzaklaştırır.
  • Çocuklar, hepimiz gibi neyi nasıl yapması gerektiği ile ilgili açıklamaları çok sık duyarlar. Bu durum bir süre sonra sıkıntılarla baş etme yeteneğinde azalmalara yol açarak bizi amacımızdan uzaklaştırır.  Terapist “Yönlendirici Olmayan Oyun Terapisi’ne aldığı bütün çocukların sorumlu davranma kapasitesinin olduğuna inanmalıdır. Çocuğun, kendi kişisel sorunlarını aşmak için yeterli olduğunu bilir. Bu sayede çocuk bunu keşfetme şansına sahip olabilir. Terapist de bunu bildiği için sorun çözme girişimlerine izin verir, bunu deneyimleme şansını sağlar. Sonuçta çocuğun kendi açmazlarına çareler üretme yetilerinin arttığını görecektir.
  • Oyun sürekli olarak bir erişkin tarafından yönetilirse çocuk oynanan oyunun kendi oyunu olduğu duygusunu kaybedecektir. Doğallığı, neşesi, kendiliğindenliği kaybolan bir oyunun da sürmesi mümkün değildir. Çocuğun içinden gelen bir süreç olarak oyun, bir terapinin lokomotifi olarak kabul edilmelidir. İçten gelen doğallığın tüm oyunu ve terapisti yönlendirmesine izin vermek kesintisiz bir akış sağlayacak, bu akış terapide sonuca kadar eşlik edecektir.
  • İyi bir terapistin sağlaması gereken bir diğer koşul terapinin ilerleyiş temposunu sezmek ve benimsemektir. Sürekli hızlandırmaya çalışmak amaca ulaşmayı imkânsız kılar.
  • Tüm bu koşullarla beraber belli sınırlar ve kurallar Yönlendirici Olmayan Oyun Terapisi’nde de vardır. Diğer terapi tekniklerinden daha az olsa bile…

Çocuğun kendisine, oyun alanına ve sürece zarar vermesinin engellenmesi, çocuğun kendisini daha az suçlu ve benlik saygısını daha güçlü hissetmesini sağlar. Sınırlar yaşa, davranış sorununa, gelişim düzeyine ve şartlara göre değişir. Yukarıda sayılan tüm koşulların önüne geçmemesine dikkat edilmelidir.