Yönlendirici Olmayan Oyun Terapisi ile ilgili ebeveynlere bilgi aktarımı kimi zaman
kafa karışıklıklarına neden olabiliyor. Çocukla terapi deyince akıllara “öğretici, didaktik yanı
ağır basan, rol model olunması beklenen, yapılması gerekenleri anlatan” gibi yöntemler
gelebilmektedir.
“Yönlendirilmemek ve Oyun” kelimeleri uzmanlık gerektirmeyen bir uygulama gibi
değerlendirilebilmektedir. Oysa diğer terapi ekolleri gibi, uzun süren teorik ve uygulamalı
eğitimlerin ardından danışan karşısına çıkılabilecek bir terapi tekniğidir.
Yönlendirici olmayan oyun terapisinde terapist öncelikle çocuğun liderliğine izin verir
ve davranışlarını izler. Günlük hayatında sık sık eleştirilen ve ne yapmaması gerektiği
hatırlatılan bir çocuğun kendini serbestçe ifade edebilmesi başka türlü düşünülemez. Olduğu
gibi kabul ettiği çocuğun hislerini oyun alanına yansıtmasını hedefler. Doğaldır ki, bu süreçte
zaman zaman sınır konulması gereken durumlar oluşabilir. En temelde, çocuğun kendisine ve
bulunduğu ortama zarar verebileceği bir davranışı engellemek amacıyla sınır konulur.
Oyun terapisti çocuğun hızına saygı duyarak, yeteneğini ve çabasını onaylayarak,
çocuğun verdiği tüm rollere aktif olarak katılarak, uygun zamanlarda sözel geri bildirimler
verir. Bu sayede sorunu tanıma ve gözlem yapma fırsatı bulur.
Burada, kısaca oyun terapistinin çocuğun sorunlarına yardımcı olabilmek adına oyun
odasında neler yapmadığından bahsetmek istiyorum.

OYUN TERAPİSTİ NELER YAPMAZ?
Çocuğun hiçbir davranışını eleştirmez!
Gereksiz sorular sormaz!
Bilgi vermez, öğretmez!
Çocuğu övmez!
Öğüt vermez!
Sessiz kalmaz!
Çocuğu hemen teselli etmez! (Hemen teselli edilen çocuk baş etme yöntemlerini
geliştiremez)
